"Hayatımız Proje"

  

Proje Yönetimi ve Futbol

Futbol takımlarımızı yöneten teknik direktörlerin çoğu alaylı, yani eski futbolcu. Futbolu bıraktıktan sonra birtakım kurslardan geçip bir takım sertifikaları, lisansları alıp teknik direktör oluyorlar.

 

Çalışmalarını gerçekleştirirken meşgul oldukları konular arasında teknik, taktik, antrenman ve beslenme, sporcu sağlığı, kamp programı, saha içi ve dışı iletişim, yöneticilerle, federasyonla, başkanla, basınla ve taraftarlarla ilişkiler ilk akla gelenleri diyebiliriz.

 

PMI®’ın meşhur süreç haritasındaki bilgi alanları ile teknik direktörlüğün ne kadar ilgili olduğuna biraz daha yakından bakalım. Kapsam, zaman, maliyet, kalite, insan kaynakları, iletişim, risk, tedarik, paydaş ve entegrasyon yönetimi ile teknik direktörlük ne kadar ilgili, tek tek ele alalım.

 

Kapsam yönetimi: Projelerin başarısız olmasındaki en önemli faktörlerden biri kapsamın bir türlü netleştirilememiş olması ise, teknik direktörlerin kovulmalarındaki baş sebeplerden biri de aynı bence. Teknik direktör tam olarak nelerden sorumlu olacak? Saha içindeki her şey mi? Ya saha dışındakiler? Kamp programı, transferler, maliyetler, seyahatler, aşılar, sağlık taramaları, beslenme, psikoloji, bilgi sistemleri, çimler, tesisler? Kapsam ne kadar belirsiz olursa başarı olasılığı aynı oranda düşüyor.

 

Zaman yönetimi: Lig maçlarının ve milli maçların takvimi sezon başında (hatta milli maçlar için daha öncesinde) açıklanıyor. Bu, planlama yapmak için ciddi bir avantaj. Lig maçlarının ve milli maçların tamamının tarihi belli (gün olarak olmasa da hafta olarak), direkt takvime konulabilir. Avrupa ve Türkiye Kupa maçlarında da yıllık takvim belli ama takımın kaç tur geçeceği belli değil, burada bir miktar belirsizlik var. Hedefler büyükse, o maçları da oynayacakmış gibi planlama yapılabilir. Takvimdeki zorunlu alanlar dolduktan sonra, özel maçlar, kamp programları, antrenmanlar gibi isteğe bağlı alanları da detaylı olarak çalışıp doldurmak gerek.

 

Maliyet yönetimi: Maliyetlerin yönetilmesi kısmı genellikle başkan ve yönetim kurulunun sorumluluğunda, bütçeyi onlar yapıyorlar. Ancak; teknik direktör maliyetlerin yönetilmesi konusunda çok önemli bir aktör. Transfer ve personel giderleri, maaşlar, primler, maç başı ücret alan futbolculara ödenen ücretler, kamp giderleri, reklam ve sponsorluk gelirleri, Türkiye ve Avrupa kupalarındaki başarıya göre UEFA ve TFF’den alınan ücretler gibi gider ve gelirlere baktığımızda teknik direktörün önemli bir kısmında baş aktör olduğunu görüyoruz.

 

Kalite yönetimi: Kalitenin maliyeti ile kalitesizliğin maliyetinin toplamının, toplam kalitenin maliyeti olduğunu kavramış bir teknik direktör, kalite planı yapmalı. Ne kadarı yapıyordur bilemiyorum. Sonuçta bir hizmet sunuyor, sunulan bu hizmetin kalitesi ve süreçlerin kalitesi üzerinde çalışması, kaliteye yatırımın karlı olduğuna paydaşları ikna etmesi gerekir.

 

İnsan kaynakları yönetimi: Futbolcular, antrenörler, yardımcılar, sağlık ekibi, masörler, psikologlar, bilgi teknolojileri ekibi, idari personel ilk akla gelen kaynaklar. Bunların etkin yönetilmesi için bir plana ihtiyaç var.

 

İletişim yönetimi: Takım içi iletişim kadar, tüm paydaşlarla iletişimi yönetmek de çok önemli. Başkanla, yönetim kuruluyla, taraftarlarla, basınla, hakemlerle, futbolcu ve çalışanlarla olan iletişimi, bir plan olmadan yönetmeye çalışmak çılgınlık. İletişimi iyi yönetemeyen teknik direktörlerin, başarı olasılıklarının da düşük olduğunu görüyoruz.

 

Risk yönetimi: Finansal riskler, hastalık ve sakatlık riskleri, mevsimsel olarak değişebilen saha ve hava şartları ile ilgili riskler, ulaşımla ilgili riskler, tesisler ve altyapı ile ilgili riskler, bilgi sistemleri ve bilgi güvenliği ile ilgili riskler, milli takıma giden oyuncularla ilgili riskler, transferler ilgili riskler ilk anda akla gelenler. Bütün bu risklerin bir plan olmadan yönetilmesi mümkün mü?

 

Tedarik yönetimi: Tedarikçileri aslında yönetim kurulları yönetiyor, ama düşünürsek teknik direktör yine baş aktörlerden biri. Kamplar, tesislerin bakım ve ihtiyaçları, menajerler, beslenme ve sağlık başta olmak üzere takımın ürün ve hizmet aldığı tüm tedarikçilerin yönetiminde teknik direktörün önemli rolü var.

 

Paydaş yönetimi: İşin can alıcı kısımlarından birisi bence. Temel olarak bir teknik direktörden az bütçe ile ve mümkünse mevcut kaynaklarla (oyuncu, tesis ve idari personel) çok iyi bir takım oluşturması ve başarılı olması beklenir. Taraftarlar tüm lig ve kupalarda başarı beklerken finansal durumla pek ilgilenmezler. Futbolcuların takım hedeflerinin yanında bireysel kariyer hedefleri vardır, sürekli oynamak, basında yer almak, büyük takımlara gitmek, milli takımda oynamak gibi. Bu hedefler sezon içinde değişebilir. Bir futbolcu kendisine mevcut takımında yer bulma hedefiyle sezona başlayıp sonra milli takıma seçilme ya da büyük takımlara devre arasında transfer olma hedefine sıçrayabilir. Yönetim kurulunun da farklı beklentileri olabilir, ya da zamanla değişebilir, çünkü genelde 2 yıllığına seçiliyorlar ve çok uzun vadeli plan yapmaktansa kısa sürede ün, alkış ve prestij sahibi olmak isteyebiliyorlar. Uzun vadeli planlar yapsalar da genellikle taraftar baskısı ile vazgeçip kısa vadede başarıya odaklanıyorlar. O yılın seçim yılı olup olmaması bile transfer politikasında belirleyici rol oynayabiliyor. Nasıl olsa bir gün yönetim değişeceğinden ve geçmiş borçlarla ilgili hukuki bir sorumlulukları bulunmadığından, kendilerine ait olmayan paraları har vurup harman savurma eğiliminde olabiliyorlar. Başkan, yönetim kurulu, taraftar, basın, futbolcular, teknik ekip ve çalışanlardan oluşan paydaşların farklı gereksinim ve beklentilerini yönetmek için teknik direktörlerin bir paydaş yönetim planına ihtiyaçları var.

 

Entegrasyon yönetimi: Bütün yukarıda anlatılan planların birbiri ile çelişmemesi, birbirini tamamlayan bir şekilde entegre edilmesi yani bütünleştirilmesi gerekir.

 

Ortada bir yönetim planı olmayınca; teknik direktörlerin çok sık kovulduğunu, UEFA’nın kulüplerimize yaptırımlar uyguladığını, Avrupa kupalarında yıllardır kulüp bazında sürekli başarısız olduğumuzu, milli takımımızın dünya ve Avrupa şampiyonalarının çoğuna katılım bile sağlayamadığını görüyoruz.

 

İki soru ile bitirelim:

 

Bir gün proje yönetimi dersine girdiğimizde futbol dünyasının anlı şanlı teknik direktörlerinin de derse gelmiş olduğunu görecek miyiz dersiniz?

 

Deneyimli bir proje yöneticisine bir futbol takımı emanet edilirse başarılı olma şansı nedir sizce?

 

Gönenç Şener, PMP®