"Hayatımız Proje"

Öfkeliler Parmak Kaldırsın

Yıllar önce, Irak’ta çalıştığım fabrikaya yakın bir köydeki kırık dökük telefon santralinde Türkiye’ye bağlanmayı beklerken, cepheden izinli gelmiş Irak’lı genç bir askerle bir sohbete başladık. Genç asker gururla savaş anılarını anlatırken, bir ara silahını çıkarttı, oynamaya başladı. Tedirgin olduğumuzu görünce, bizi rahatlatmak ve silahın güvenli olduğunu göstermek için arkadaşımın şakağına tabancayı dayadı ve gülerek tetiği çekti. Hepimiz buz kestik.

 

Arkadaşım Bedrettin Bey iri yapılı, yeri gelince de sözünü sakınmayan biriydi, soğukkanlılığını korudu ve hiç tepki vermedi. Telefon bağlantısını beklemeden usulca terk ettik orayı. Uzaklaştıktan sonra zembereğinden boşandı Bedrettin Bey. Bu tepkisini olay sırasında, hemen o anda gösterseydi ne olurdu bilemiyorum. Neticede yabancı olduğu bir ülkedeydi ve karşısındaki heyecanlı,  genç bir askerdi.

 

İstanbul yollarında araba kullanırken, kimi haberleri seyrederken, bazen de iş hayatında kendimi Bedrettin Bey gibi hissediyorum. Yaşadıklarım, tanık olduklarım içimde bir şeyleri kabartıyor ve onları bastırmaya çalışıyorum. Geçen yıllar ve yaşanmışlıklar insana soğukkanlı kalmayı öğretse de, yaşadıklarım etkiliyor beni. Böyle anlarda içimde büyüyen öfkeye değil, bana o öfkeyi yaşatan duygularıma odaklanmaya, kendimi anlamaya çalışıyorum. Faydasını görüyorum.

 

Böylesi anları iş yaşamında bir ekibi, bir projeyi yönetirken siz de yaşıyorsunuzdur muhtemelen. O durumda işler daha da zor, soğukkanlı kalmak yeterli olmuyor. Bir şeylerin değiştirilmesi, en azından ne hissettiğinizi, düşüncelerinizi paylaşmanız gerekiyor. İletişimi koparmadan, yıkıcı olmadan, çözüme odaklanarak. Hele bir de işin içerisinde geçmişten beslenen önyargılarınız varsa, işiniz daha da zor.

 

Neticede hepimiz insanız ve her zaman soğukkanlı kalabilmek kolay değil. Ülkemiz insanlarına bakınca zor durumlarda sakin kalabilmeye, karşındaki kişiyi anlamak için çaba göstermeye, çözüme odaklanarak, önyargısız iletişim kurabilmeye gittikçe daha fazla ihtiyaç duyduğumuzu hissediyorum. Bu ihtiyacı fark edersek, çaba gösterirsek bu konuda kendimizi geliştirebileceğimize de gönülden inanıyorum.

 

Kısa bir ziyaret için Kanada’ya geldim. Havaalanına indiğimizde kafelerden birinde herkesi rahatsız edecek şekilde, garsonlara yüksek sesle söylenen bir adam gördüm. Yanına hemen genç bir yönetici geldi ve müşteriyle konuşmaya başladı. Yönetici adamla tartışmıyor, adeta sohbet ediyordu. Yöneticinin anlayışlı yaklaşımı, sakinliği müşteriye de bulaştı, kısa zaman içinde sorun çözümlendi. Yöneticiyi takdir ettim, içimden alkışladım.

 

Öfkesiyle coşan her bir insanda bir eksiklik, bir acizlik olduğunu düşünmeye başladım. Aynı duygu, içimde öfkeyi hissettiğim zamanlarda da peşimi bırakmıyor. Benim için öfke artık zafiyetin işaret fişeği.

 

https://www.e-koc.org/ofkeliler-parmak-kaldirsin/